Project Description

08.01.2022 İstanbul

Akaryakıt İstasyonlarında Bodrum Kat SEÇ Riskleri Ve Önlemleri

Akaryakıt istasyonlarının kendine has mevcut önemli bir riski, işletme sınırlarında depolanan ve elleçlenen kimyasal maddelerden yani akaryakıt ve LPG ürünlerinden kaynaklanmaktadır. Bu ürünler havadan ağırdır. Hem ticari hem de SEÇ riskleri gereği sızdırmaz tank ve tesisatlarda elleçlenmektedir.

Gerek işletim gerekse arızalarda bu sızdırmazlık sağlanamadığı durumda sıvı veya buhar ya da gaz fazındaki akaryakıt ürünleri etrafa yayılacaktır. Bu durum başta patlama ve yangın olmak üzere toprak, hava ve su gibi çevre riskleri de barındırmaktadır.

Özellikle patlama ve yangın riski akaryakıt ürünlerinin havadan ağır bir kimyasal olmasından kaynaklanır. Bu da havadan ağır olmayan diğer kimyasal gibi havada uçarak dağılmasını engeller. Havadan ağır olma alçak seviyelerde birikme eğilimi yapmasına neden olmaktadır. Birikme, halk dilinde yanlış bir ifade olan “gaz sıkışması” olarak tarif edilmekte ve basında “gaz sıkışması nedeniyle patlama olduğu” anlatılmaktadır. Asıl olan “kapalı” yani biriken patlayıcı gazın ya da buharın “doğal hava hareketleri ile kolay dağılamayan” mekanlarda“ birikmesi ya da toplanmasıdır”.

Akaryakıt istasyonlarının kullanımda olan fiziki arazisinde ya da yakınındaki komşu arazilerde yer üstünde (oda, depo, vb.) veya yer altında buhar/gaz birikebilir. Genelde zemin seviyesinin altındaki alanlarda birikse de esas olan hava sirkülasyonunun az olduğu hacimlerde buhar/gaz birikme riski mevcuttur.

Bu buhar/gaz birikmesi yüzeyden veya toprak altından olabilir. Toprak altında buhar/gaz veya sıvıların hareketi ile gerçekleşebilir. Toprak altındaki çatlaklarda su ve diğer etkenler ile uzak mesafelere bazen kısa bazen de ayları bulan sürelerde ilerleyebilir. Bir yerde hapis kalarak biriken akaryakıtların yıllar sonra bir kazı sırasında yayıldığı bile görülmüştür.

Sızdırmazlık sorunu ilk olarak başta dolum faaliyetleri olmak üzere, dökülme ve taşmalar, ya da ürün satışı nedeniyle yüzeyden kontrol dışına çıkmış buharların hava hareketleri ile bir hacimde birikmesiyle olabilir.

İkinci olarak LPG dahil olmak üzere, zemin seviyesi altındaki sıvı halde elleçlenen akaryakıtın tesisat kaçaklarından ya da yüzeyden dökülen sıvının toprak altına inmesi nedeniyle oluşur. Burada özellikle eklerin ve bağlantıları olduğu alanlar dışında (tank menholü, dolum noktası, dispenser altı) tamamen toprak altında olması tespitini zorlaştırmaktadır. Bu kaçaklar toprak altında ilerleyerek kuyu, bodrum ya da başka boş hacimlerde birikebilir.

Akaryakıt istasyonlarının birçoğunda bulunması ve hacminin kuyulara göre daha geniş olması nedeniyle “bodrumlar” ciddi bir risk oluşturmaktadır. Yeni açılan akaryakıt istasyonlarında TS 12820’ye göre “bodrum” bulunması yasaktır. Ancak eski ruhsat almış istasyonlarda bodrumlar bulunmaktadır.

Risk kontrol hiyerarşisi gereği ilk yapılması gereken “riski ortadan kaldırmaktır”. Bu da bodrumların kapatılmasıdır. Nadirde olsa Türkiye’de geçmişte bodrumların bina statik yapısına zarar vermeden özel mühendislik uygulamalarıyla doldurulması yapılmıştır. Bodrumların birer boş hacim olarak tamamen ortadan kaldırılması en etkili yöntem olmasına rağmen ticari olarak bodrumların bir depolama yeri ya da iş yeri olması nedeniyle çok tercih edilmemektedir.

İkinci olarak yapılması gereken, mühendislik tedbirleri ile riski azaltmaktır. Bunun için öncelikle akaryakıt istasyonlarında yakıt sistemi denen, “tank, tesisat ve dispenser mekanik sisteminin” sızdırmaz olmasının sağlanmasıdır. 2021 yılında buhar geri dönüşüm sistemlerinin zorunlu olmasıyla yakın gelecekte hem hava kirliliği hem de SEÇ riskleri olarak buhar salınımlarının azalacağı düşünülmektedir.

Tüm bu tedbirlere rağmen bodrumlar kapatılamıyorsa ve yakıt sisteminin de sürekli olarak sızdırmaz olacağının garantisi olmadığından ilave tedbirler gerekmektedir. Bu tedbirlerden yine risk hiyerarşisine göre ilk yapılması gereken “tehlikenin izole edilmesidir”. Bu da olası buhar yayılım noktalarının izolasyonudur.

Buhar yayılım izolasyonu aslında sektörümüzde son yirmi yılda yaşanan kazalardan ötürü artık yaygın olarak bilinen “köpüklemelerin yapılması” tedbiri olarak karşımızı çıkar. Bu tedbir; menhol, dispenser altı ya da dolum noktası gibi elleçlemelerin ve bağlantıların yoğun olduğu yerlerde olası kaçakların izole edilmesidir. Aslında yapılmak istenen bu noktalarda olan kaçakların izole edilmesi için sıvı ve buhar sızdırmaz bir ortam oluşturulmasıdır. Köpüklemeden önce bu ortamın yaratılması daha önemlidir.

Bu sebeple başta tank ve dispenserlarda “sump” denen ve bir tür “plastik kova” ile bir kapalı sızdırmaz sistem oluşturulmaktadır. Sektörde daha çok “tank sump”ı ya da “dispenser altı sump” olarak bilinmektedir. Yine dolum ağızları ya da dolaplarında sızdırmaz taşma kovaları ve taşan yakıtların doğrudan dolum hattı ile tekrar tanka iletilmesini sağlayan sifon sistemleri mevcuttur.

Tesisatlar bir kere kapalı ve sızdırmaz bir sistem altına alındıktan sonra “köpükleme” olarak bilinen uygulamaya dikkat edilmelidir. “Köpükleme” aslında çapı küçük boru gibi geçiş yollarının kapatılmasıdır. Bu borular genelde tank ya da dispensere giden kabloların yer altında geçişlerinde kullanılan plastik borulardır. Kablolar bu borulardan geçtikten sonra boşluk kalmaktadır. “Köpükleme” olarak adlandırılan izolasyon uygulaması bu boruların kapatılması ile izole edilmesidir.

Tank menholünde olabilecek bir yakıt kaçağında oluşan buhar önce menhole dolmaktadır. Menhol kapağı da kapalı olduğundan bir süre sonra biriken buhar eğer izole değilse bu boruların içinden adeta yürümekte bir diğer ifade ile “ilerlemektedir”. Buharın gidebileceği yer kablonun geldiği yerdir. Kablonun tüm uzunluğu boyunca nihai son noktasına kadar ara geçiş menholleri dahil geçtiği her yer potansiyel bir risk oluşturur.

Akaryakıt istasyonları geniş bir alanda kurulmuş bünyesinde başta aydınlatmalar olmak üzere elektrikli ve elektronik cihazlar bulunan bir işletmedir. Saha betonu denen yüzeyin altında birçok elektrik ve data kablosu geçmektedir. Bu kablo geçişleri için belli noktalarda rögarlar oluşturulmuştur. İleri de tekrar müdahale yapılmasına imkan sağlayan yerlerdir. Ama bu kablolar bir noktadan ya da birden çok noktadan binaya geçiş yapmalıdır. Çünkü elektrik panosu ve elektronik izleme cihazları (monitörler) bina içindedir. Bu monitörlerin başında akaryakıt otomasyon istemi ve her türlü kritik emniyet ekipmanı sistemleri gelmektedir.

Tüm bu kablo geçiş boru kanalları buharın potansiyel geçiş güzergahıdır. Tank ve dispenser altı, geçiş rögarları, bina içindeki pano altı yada zemin geçiş noktası izole edilmelidir. Özellikle tank ve dispenser altındaki ilk geçiş noktaları daha kritiktir.

Burada “köpükleme” en etkili tedbir değildir. Köpüklemenin bazı riskleri mevcuttur. Başta köpüğün akaryakıtın sıvı ve buhar fazına ve suya karşı direncini kaybetmeyen yapıda olması gerekir. İkincisi uygulaması zordur ve bilgi birikimi ve tecrübe gerektirir. Üçüncüsü ise olası değişimler nedeniyle sürekli yenilenmesi ve kontrol edilmesi gerekir. Köpüklemeden daha etkili olan ilk imalat sırasında uygulanabilen tekil kablo izolasyonuna imkan sağlayan ve bu amaç için üretilmiş plastik izolasyon ekipmanları daha etkilidir.

Olası akaryakıt kaçaklarında tüm izolasyon tedbirleri alınsa da yine yukarıda sayılan nedenler ötürü bu izolasyon tedbirlerinin sürekli kalıcı olmasını sağlamak ve izlemek zordur. Bu sebeple buharların bir şekilde zemin seviyesi altındaki bodrumlarda ve hacimlerde birikmesi engellenemeyebilir.

Ancak yine mühendislik tedbirlerinden olan bu proaktif tedbirlere ilaveten reaktif tedbirler alınabilir. Bunların başında bir patlayıcı gaz geldiğinden bunu algılayan gaz detektör sisteminin kurulması gelmektedir. Bu sistemler de TS 12820’de zorunlu kılınmıştır. Bu sistemlerinde periyodik kontrolleri, bakımı ve kalibrasyonu yapılmalı, uzaktan anlık olarak fonksiyonlarını yerine getirip getirmediği kontrol edilerek izlenmelidir.

Gaz detektör sistemi sadece bir uyarı sistemi değil aynı zamanda bazı gerekli mühendislik tedbirlerini otomatik olarak gerçekleştirilmesine yarayan daha kapsamlı bir sistemdir. Bu sistem ilk olarak tehlikenin varlığını tespit eder ve otomatik olarak birçok metotla (sesli, görsel, dijital, vb.) bildirim yapabilmektedir.

Bildirimin hemen sonrası artık bir acil durum planı kapsamında değerlendirilecek durumdur. TS 12802’de 2 farklı bodrum tipi tariflenmektedir. Bunlar A tipi ve B tipi bodrumlar. A tipi bodrumlar görece daha riskli olan, olası buhar birikmesi olduğundan buharın kendi başına emniyetli olarak dağılması hiç imkan vermeyen tamamen zemin seviyesi altında (toprak altında) kalan hacimler olarak tarif edilmektedir.

Özellikle A tipi bodrumlar olmak üzere yapılması gereken önce varsa emniyetli olarak insanların tahliye edilmesi için teknik altyapının oluşturulmasıdır. Bunlar uyarım ve acil durum aydınlatmadır. Özellikle bu tip acil durumlarda yangınlarda olduğu gibi tesisin tehlike yaratabilecek riskli olan tüm elektrik sistemi kesilmelidir. Elektrik başlıca ateş kaynağıdır. Elektrik kesildiğinde A tipi gibi tamamen kapalı alanlarda acil kaçış aydınlatması önemlidir.

İnsan tahliyesi ve olası ateş kaynakları kontrol altına alındıktan sonra acil durum ilk etapta kontrol altına alınmıştır denilebilir. Ancak halen var olan buhar bodrumda durmaktadır. Bu durumda bu paylayıcı buharı emniyetli bir şekilde bu hacimden almak için kurulu olan ortamı patlama riski olmayan (Atex yönetmeliklerine uygun) fanlar ile emiş yapılarak buhar emniyetli bir şekilde atmosfere salınmalıdır.

Tüm bu gaz algılama ve gaz tahliye sisteminin de arıza yapma riskine karşı eğer bodrum kapatılamıyorsa son bir ilave mühendislik tedbiri olarak olası ateşleme kaynaklarının yüzde yüz kontrol altına almak için tüm bodrum elektrik ve varsa mekanik sistemler ATEX yönetmeliklerine uygun hale getirilmelidir.

Ayrıca kapalı hacimlerde eğer kapalı hacmin bir şekilde hava sirkülasyonu ile biriken buharın emniyetli ya da gaz detektörleri ile kontrol edilen alanlara yönlendirilmesi ya da tam tersi engellenmesi uygun ise bu yönde inşaat faaliyetleri yapılabilir. Bunlar buharın geçişini kolaylaştırmak için zemin seviyesine yakın noktalarda menfezler açılaması ya da var olan bir duvarın yıkılması olabilir. Diğer taraftan eğer buharın geçişi risk oluşturulacak ise var olan açıklığın kapatılması ya da duvar örülmesi uygulamaları yapılabilir.

Bodrumlarda gaz detektörleri kullanılırken diğer risk oluşturan kapalı hacimler yukarı anlatılan benzer yöntemler ile korunmalıdır. Bazı durumlarda sıvı ve buhar sensörleri ile tank menholü, kuyu, dispenser altı gibi ilk kaynak noktasında algılama yapılabilir.

Özetle başta bodrumlar olmak üzere akaryakıt istasyonlarında zemin seviyesi altında ya da nadiren de olsa üstündeki buhar birikebilecek hacimlerde konusunda uzman kişi ve firmalardan hizmet alınarak kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapılması kritik öneme sahiptir. Son olarak, dijitalleşen bu çağda, alınan her tedbirin elektronik olarak uzaktan, nesnelerin interneti düşüncesiyle izlenebilir olması sürdürülebilirliği sağlama noktasında atlanılmaması gereken bir unsurdur.