Project Description

Dünya Günü 40 Dünya Liderini Bir Araya Getirdi.

Küresel ısınma ve çevre kirliliği gibi konulara dikkat çekmek amacıyla bu yıl 51.’si düzenlenen Dünya Günü için ABD Lideri Biden, 22 ve 23 Nisan’da ev sahipliği yapacağı İklim Liderler Zirvesi’ne 40 dünya liderini davet etti.

Sanal olarak düzenlenecek Liderler Zirvesi, halkında izleyebilmesi amacıyla canlı olarak yayınlanacak.

Ulusal UNESCO Dünya Konferansında John McConnell tarafından gezegenimizin yaşamını ve doğal güzelliklerini kutlayarak karşı karşıya kaldığı çevresel tehditlere dikkat çekmek amacıyla bir özel gün düzenlenmesi fikri ile ortaya atılmıştır. Bu fikrin ortaya çıkmasındaki en önemli olay ise 28 Ocak 1968 yılında meydana gelen çevresel bir felakettir.

Bu tarihte ABD’nin Kaliforniya eyaletinde Santa Barbara kıyısı açıklarına yaklaşık 12 milyon litre petrol dökülmüştü. O güne kadar görülen en büyük çevre felaketlerinden biri olan olayda 10 bini aşkın kuş, yunus, fok balığı ve deniz aslanı öldü. Bu atıklar bin 300 kilometre kareyi aşkın bir alana yayıldı.

İklim Liderleri Zirvesi, daha güçlü iklim eyleminin aciliyetinin ve ekonomik faydalarının altını çizecek. Birleşik Krallık’ın ev sahipliğinde düzenlenecek bu uluslararası iklim değişikliği zirvesi, iklim değişikliğiyle mücadele için eşgüdümlü eylem konusunda anlaşmaya varmak üzere aralarında devlet başkanları, iklim uzmanları ve bu alanda kampanya düzenleyenlerin yer aldığı 30.000’den fazla delegeyi bir araya getirecek. Bu, Kasım ayında Glasgow’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) giden yolda önemli bir kilometre taşı olacağı düşünülüyor. Hem Liderler Zirvesi’nin hem de COP26’nın temel amacı, bu 1,5 derecelik hedefi ulaşılabilecek bir yerde tutan çabaları hızlandırmak olacaktır.

Liderler zirvesinin ana temaları aşağıdaki başlıkları içerecektir;

  • Dünyanın önde gelen ekonomilerinin bu kritik on yıl boyunca emisyonları azaltma çabalarını desteklemek ve ısınma sınırını ulaşılabilir 1,5 derecede tutmak.
  • Net sıfır geçişini sağlamak ve savunmasız ülkelerin iklim etkileriyle başa çıkmalarına yardımcı olmak için kamu ve özel sektör finansmanını harekete geçirmek.
  • Yeni bir sektör yaratılması konusunda iklim eyleminin ekonomik faydaları ve tüm toplulukların ve çalışanların yeni bir temiz enerji ekonomisine geçişten yararlanmasını sağlamanın öneminin vurgulanmasını sağlamak.
  • Emisyonları azaltmaya ve iklim değişikliğine uyum sağlamaya yardımcı olabilen dönüşümsel teknolojileri teşvik ederken, aynı zamanda muazzam yeni ekonomik fırsatlar yaratmak ve geleceğin endüstrilerini inşa etmek.

Yaşamları ve geçim kaynaklarını iklim değişikliğinin etkilerinden koruma kapasitesini güçlendirmek için fırsatları tartışmak, iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı küresel güvenlik zorluklarını ve hazırlık üzerindeki etkiyi ele almak ve 2050 yılına kadar net sıfır hedefine ulaşmada doğa temelli çözümlerin rolünü ele almak.

Türkiye bu çalışmaların neresinde?

Türkiye , Paris İklim Anlaşması’nı imzaladı, ancak anlaşma onu gelişmiş ülkeler arasına yerleştirdiğinden ve dolayısıyla gelişmekte olan ülkelere sözleşmenin hedeflerini uygulamalarına yardımcı olmak amacıyla mali kaynaklar sağlamak zorunda kaldığı için henüz onaylamadı.

Ülkemiz, 20 Eylül 2015 tarihinde, 2030 yılı itibariyle gerçekleşmesi öngörülen “Niyet Edilen Ulusal Katkı” (INDC) beyanı aşağıdaki başlıkları içermektedir.

Türkiye’nin ulusal katkı beyanına göre, sera gazı emisyonlarının 2030 (uygulama dönemi olarak 2021-2030 yılları belirlenmiş) yılında referans senaryoya (BAU) göre artıştan %21 oranına kadar azaltılması öngörülmüştür.

Referans senaryoya göre 2030 yılında sera gazı emisyonların %18 oranında azaltılmasıyla, Türkiye, küresel ölçekte 2 derece hedefine ulaşmak için ulusal koşulları ve kabiliyetleri çerçevesinde bir katkı sunmaktadır.

  • 2023 yılında 1 adet nükleer santralin devreye alınması
  • Güneş enerjisinden elektrik üretiminin 2030 yılında 10 GW kapasiteye ulaşması
  • Rüzgar enerjisinden elektrik üretiminin 2030 yılında 16.5 GW kapasiteye ulaşması
  • Mümkün olan tüm hidrolik kapasitenin kullanılması
  • Elektrik şebekesindeki kayıp kaçak oranının 2030 yılında %15 seviyesine düşürülmesi

şekilde, belirtilen hedeflere yaklaşmak amacıyla projeler geliştirilmiştir ve geliştirilmeye devam edilmektedir.

TEMA Vakfı’nın çevre politikaları ve uluslararası ilişkiler başkanı Ceren Pınar Gayretli, Paris Anlaşması’nı onaylamaması halinde Türkiye’nin geleceğin siyaset, ticaret ve ekonomisinin çerçevesini belirleyen ülkelerin dışında kalabileceğini belirtmiştir.

Türkiye’nin anlaşmayı onaylamasını ve iklim değişikliğiyle mücadele için küresel çabalarda önde gelen ülkeler arasında yer alması ile yeni teknolojilere ve dolayısıyla yeni iş alanlarının yaratılmasına destek olacağı düşünülmektedir.